Sevval
New member
Buna karşılık başka bir yaklaşım, fiilimsi eklerini klasik yapım ve çekim eki ikiliğinin dışında değerlendirebilir. Özellikle dilbilimsel morfolojide “türetim” ve “çekim” ayrımı yalnızca sözcük türü değişimine indirgenmez. Bir ekin üretkenliği, sözcüksel anlam oluşturup oluşturmadığı, sözdizimsel davranışı ve morfolojik özellikleri birlikte değerlendirilir.
Dolayısıyla sınav sorusuyla akademik araştırma sorusunun cevabı aynı biçimde kurulmayabilir.
Erkeklerin ve Kadınların Bakış Açısı Meselesi: Gerçekten Böyle Bir Ayrım Var mı?
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta var: “Erkekler analitiktir, kadınlar empati odaklıdır” şeklindeki genellemeler bilimsel olarak güvenilir bir açıklama modeli değildir. Dilbilimsel bir soruya cinsiyet üzerinden sabit düşünme biçimleri atfetmek, araştırmanın kendisinden çok stereotipleri yeniden üretme riski taşır.
Bunun yerine farklı bakış açılarını bireysel düşünme biçimleri üzerinden ele almak daha sağlıklı olacaktır.
Örneğin veri odaklı yaklaşan bir araştırmacı, fiilimsi eklerinin yüzlerce veya binlerce kullanımını derlem üzerinden sınıflandırıp istatistiksel olarak karşılaştırabilir. Başka bir araştırmacı ise fiilimsi yapıların insanların günlük iletişiminde nasıl anlam oluşturduğuna, anlatımın akıcılığına ve sosyal bağlama odaklanabilir.
Her iki yaklaşım birbirini dışlamaz.
Hatta dilbilim açısından en güçlü araştırmalar genellikle nicel ve nitel yöntemleri birlikte kullanır. Sayısal veriler “hangi yapı ne sıklıkta kullanılıyor?” sorusunu cevaplayabilirken, nitel analiz “bu kullanım belirli bağlamlarda neden tercih ediliyor?” sorusuna ışık tutabilir.
Dolayısıyla konuya erkeklerin veya kadınların “doğal düşünme biçimleri” üzerinden değil, farklı araştırma perspektifleri üzerinden yaklaşmak daha bilimsel olacaktır.
Türkoloji ve Modern Dilbilim Açısından Kaynaklara Bakmak
Türkçenin eklemeli yapısı üzerine yapılan Türkoloji çalışmalarında eklerin işlevleri uzun zamandır ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Johanson ve Csató'nun editörlüğünü yaptığı The Turkic Languages gibi akademik çalışmalarda Türk dillerinin biçimbilimsel ve sözdizimsel özellikleri karşılaştırmalı olarak ele alınır. Lars Johanson'un Türk dillerindeki dilbilgisel yapı ve ekleşme üzerine çalışmaları da fiilimsi yapıların yalnızca geleneksel “yapım eki/çekim eki” ayrımıyla açıklanamayacağını anlamak açısından önemlidir.
Ayrıca Türkçe üzerine kapsamlı betimlemeler sunan Geoffrey Haig ve diğer araştırmacıların çalışmaları, Türkçede isim-fiil ve yan tümce yapılarını sözdizimsel bağlam içinde değerlendirmeye yardımcı olur.
Akademik araştırmalarda önemli olan yalnızca bir kaynağın “fiilimsi ekleri şudur” demesi değil, kullanılan tanımın hangi teorik modele dayandığıdır. Çünkü yapım eki kavramının sınırları, farklı dilbilgisi kuramlarında aynı şekilde çizilmeyebilir.
Gerçek Hayattan Küçük Bir Dilbilgisi Deneyi
Konuyu anlamanın pratik bir yolu, aynı fiili farklı fiilimsi ekleriyle kullanmaktır.
“Okumak”
“Okuma”
“Okuyuş”
“Okuyan”
“Okuyarak”
“Okuyunca”
Bu sözcükleri tek tek incelediğimizde hepsinin “oku-” fiiliyle ilişkili olduğunu görüyoruz. Fakat görevleri farklıdır.
“Okumak” isimleşmiş eylemi ifade edebilir.
“Okuyan öğrenci” bir ismi niteler.
“Kitabı okuyarak öğrendi” iki eylem arasında ilişki kurar.
“Okuyunca anladı” ise zamansal bir bağ oluşturur.
Bu çeşitlilik, fiilimsi eklerinin basit bir sözcük üretme mekanizmasından çok, fiillerin cümle içinde farklı ilişkiler kurmasını sağlayan kapsamlı bir gramer sistemi olduğunu düşündürür.
Sonuç: Fiilimsi Ekleri Yapım Eki midir?
En dengeli cevap şudur: Fiilimsi eklerini doğrudan ve hiçbir koşul belirtmeden “yapım ekidir” diye tanımlamak, dilbilimsel açıdan eksik bir açıklamadır.
Geleneksel Türkçe dilbilgisi öğretiminde fiilimsi ekleri çoğu zaman yapım ekleri içinde değerlendirilebilir. Bunun arkasında, fiilden farklı görevde kullanılan yeni bir biçim meydana getirmeleri bulunur. Ancak modern morfoloji ve sözdizimi açısından fiilimsiler, fiilin eylemsel özelliklerini koruyarak isim, sıfat ve zarf işlevleri kazanabilen özel yapılardır.
Bu nedenle konuya yalnızca “yapım mı, çekim mi?” ikiliğiyle yaklaşmak yerine şu soruları sormak daha verimli görünmektedir:
Bir ek yeni bir sözcük mü yaratıyor, yoksa mevcut fiilin cümledeki işlevini mi değiştiriyor?
Fiilimsi biçiminin fiile ait özellikleri ne ölçüde devam ediyor?
Bir fiilimsi ne zaman kalıcı bir sözcüğe dönüşüyor ve artık sıradan bir türetim ürünü gibi davranıyor?
Geleneksel okul dilbilgisi ile modern dilbilim arasındaki sınıflandırma farkları öğrencilere nasıl aktarılmalı?
Bence asıl ilginç nokta tam burada başlıyor. “Fiilimsi ekleri yapım eki midir?” sorusu, ilk bakışta tek kelimelik bir cevap bekliyor gibi görünse de Türkçenin sözcük yapımı, ekleşme, sözdizimi ve anlam ilişkilerini birlikte düşünmemizi gerektiriyor.
Bilimsel açıdan daha doğru yaklaşım, tek bir etiketi ezberlemekten ziyade hangi dilbilgisi modelinde konuştuğumuzu açıkça belirtmek ve fiilimsi yapıların gerçek kullanımlarını veriler üzerinden incelemektir. Türkçenin zengin fiilimsi sistemi de tam olarak bu nedenle yalnızca sınavlarda çıkan bir ek bilgisi değil, dilin nasıl örgütlendiğini gösteren oldukça güçlü bir araştırma alanıdır.
Kaynakça ve ileri okuma
Johanson, Lars & Éva Á. Csató (eds.). The Turkic Languages. Routledge.
Korkmaz, Zeynep. Türkiye Türkçesi Grameri: Şekil Bilgisi. Türk Dil Kurumu Yayınları.
Ergin, Muharrem. Türk Dil Bilgisi. Bayrak Yayınları.
Göksel, Aslı & Celia Kerslake. Turkish: A Comprehensive Grammar. Routledge.
Kornfilt, Jaklin. Turkish Descriptive Grammars. Routledge.
Türk Dil Kurumu. Güncel Türkçe Sözlük ve dilbilgisi kaynakları.
Johanson, Lars. Türk dillerinde dilbilgisel yapı, ekleşme ve sözdizimi üzerine çeşitli karşılaştırmalı çalışmalar.
Dolayısıyla sınav sorusuyla akademik araştırma sorusunun cevabı aynı biçimde kurulmayabilir.
Erkeklerin ve Kadınların Bakış Açısı Meselesi: Gerçekten Böyle Bir Ayrım Var mı?
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta var: “Erkekler analitiktir, kadınlar empati odaklıdır” şeklindeki genellemeler bilimsel olarak güvenilir bir açıklama modeli değildir. Dilbilimsel bir soruya cinsiyet üzerinden sabit düşünme biçimleri atfetmek, araştırmanın kendisinden çok stereotipleri yeniden üretme riski taşır.
Bunun yerine farklı bakış açılarını bireysel düşünme biçimleri üzerinden ele almak daha sağlıklı olacaktır.
Örneğin veri odaklı yaklaşan bir araştırmacı, fiilimsi eklerinin yüzlerce veya binlerce kullanımını derlem üzerinden sınıflandırıp istatistiksel olarak karşılaştırabilir. Başka bir araştırmacı ise fiilimsi yapıların insanların günlük iletişiminde nasıl anlam oluşturduğuna, anlatımın akıcılığına ve sosyal bağlama odaklanabilir.
Her iki yaklaşım birbirini dışlamaz.
Hatta dilbilim açısından en güçlü araştırmalar genellikle nicel ve nitel yöntemleri birlikte kullanır. Sayısal veriler “hangi yapı ne sıklıkta kullanılıyor?” sorusunu cevaplayabilirken, nitel analiz “bu kullanım belirli bağlamlarda neden tercih ediliyor?” sorusuna ışık tutabilir.
Dolayısıyla konuya erkeklerin veya kadınların “doğal düşünme biçimleri” üzerinden değil, farklı araştırma perspektifleri üzerinden yaklaşmak daha bilimsel olacaktır.
Türkoloji ve Modern Dilbilim Açısından Kaynaklara Bakmak
Türkçenin eklemeli yapısı üzerine yapılan Türkoloji çalışmalarında eklerin işlevleri uzun zamandır ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Johanson ve Csató'nun editörlüğünü yaptığı The Turkic Languages gibi akademik çalışmalarda Türk dillerinin biçimbilimsel ve sözdizimsel özellikleri karşılaştırmalı olarak ele alınır. Lars Johanson'un Türk dillerindeki dilbilgisel yapı ve ekleşme üzerine çalışmaları da fiilimsi yapıların yalnızca geleneksel “yapım eki/çekim eki” ayrımıyla açıklanamayacağını anlamak açısından önemlidir.
Ayrıca Türkçe üzerine kapsamlı betimlemeler sunan Geoffrey Haig ve diğer araştırmacıların çalışmaları, Türkçede isim-fiil ve yan tümce yapılarını sözdizimsel bağlam içinde değerlendirmeye yardımcı olur.
Akademik araştırmalarda önemli olan yalnızca bir kaynağın “fiilimsi ekleri şudur” demesi değil, kullanılan tanımın hangi teorik modele dayandığıdır. Çünkü yapım eki kavramının sınırları, farklı dilbilgisi kuramlarında aynı şekilde çizilmeyebilir.
Gerçek Hayattan Küçük Bir Dilbilgisi Deneyi
Konuyu anlamanın pratik bir yolu, aynı fiili farklı fiilimsi ekleriyle kullanmaktır.
“Okumak”
“Okuma”
“Okuyuş”
“Okuyan”
“Okuyarak”
“Okuyunca”
Bu sözcükleri tek tek incelediğimizde hepsinin “oku-” fiiliyle ilişkili olduğunu görüyoruz. Fakat görevleri farklıdır.
“Okumak” isimleşmiş eylemi ifade edebilir.
“Okuyan öğrenci” bir ismi niteler.
“Kitabı okuyarak öğrendi” iki eylem arasında ilişki kurar.
“Okuyunca anladı” ise zamansal bir bağ oluşturur.
Bu çeşitlilik, fiilimsi eklerinin basit bir sözcük üretme mekanizmasından çok, fiillerin cümle içinde farklı ilişkiler kurmasını sağlayan kapsamlı bir gramer sistemi olduğunu düşündürür.
Sonuç: Fiilimsi Ekleri Yapım Eki midir?
En dengeli cevap şudur: Fiilimsi eklerini doğrudan ve hiçbir koşul belirtmeden “yapım ekidir” diye tanımlamak, dilbilimsel açıdan eksik bir açıklamadır.
Geleneksel Türkçe dilbilgisi öğretiminde fiilimsi ekleri çoğu zaman yapım ekleri içinde değerlendirilebilir. Bunun arkasında, fiilden farklı görevde kullanılan yeni bir biçim meydana getirmeleri bulunur. Ancak modern morfoloji ve sözdizimi açısından fiilimsiler, fiilin eylemsel özelliklerini koruyarak isim, sıfat ve zarf işlevleri kazanabilen özel yapılardır.
Bu nedenle konuya yalnızca “yapım mı, çekim mi?” ikiliğiyle yaklaşmak yerine şu soruları sormak daha verimli görünmektedir:
Bir ek yeni bir sözcük mü yaratıyor, yoksa mevcut fiilin cümledeki işlevini mi değiştiriyor?
Fiilimsi biçiminin fiile ait özellikleri ne ölçüde devam ediyor?
Bir fiilimsi ne zaman kalıcı bir sözcüğe dönüşüyor ve artık sıradan bir türetim ürünü gibi davranıyor?
Geleneksel okul dilbilgisi ile modern dilbilim arasındaki sınıflandırma farkları öğrencilere nasıl aktarılmalı?
Bence asıl ilginç nokta tam burada başlıyor. “Fiilimsi ekleri yapım eki midir?” sorusu, ilk bakışta tek kelimelik bir cevap bekliyor gibi görünse de Türkçenin sözcük yapımı, ekleşme, sözdizimi ve anlam ilişkilerini birlikte düşünmemizi gerektiriyor.
Bilimsel açıdan daha doğru yaklaşım, tek bir etiketi ezberlemekten ziyade hangi dilbilgisi modelinde konuştuğumuzu açıkça belirtmek ve fiilimsi yapıların gerçek kullanımlarını veriler üzerinden incelemektir. Türkçenin zengin fiilimsi sistemi de tam olarak bu nedenle yalnızca sınavlarda çıkan bir ek bilgisi değil, dilin nasıl örgütlendiğini gösteren oldukça güçlü bir araştırma alanıdır.
Kaynakça ve ileri okuma
Johanson, Lars & Éva Á. Csató (eds.). The Turkic Languages. Routledge.
Korkmaz, Zeynep. Türkiye Türkçesi Grameri: Şekil Bilgisi. Türk Dil Kurumu Yayınları.
Ergin, Muharrem. Türk Dil Bilgisi. Bayrak Yayınları.
Göksel, Aslı & Celia Kerslake. Turkish: A Comprehensive Grammar. Routledge.
Kornfilt, Jaklin. Turkish Descriptive Grammars. Routledge.
Türk Dil Kurumu. Güncel Türkçe Sözlük ve dilbilgisi kaynakları.
Johanson, Lars. Türk dillerinde dilbilgisel yapı, ekleşme ve sözdizimi üzerine çeşitli karşılaştırmalı çalışmalar.