Pabuc eskitmek ne demek ?

Emirhan

New member
Pabuç Eskitmek Ne Demek? Günlük Hayatta Gerçek Anlamı ve Farklı Bakış Açıları

Bir yerde “Bu iş için ne pabuç eskittim” cümlesini duyduğumda, deyimin hem ne kadar somut hem de ne kadar güçlü bir anlatım taşıdığını düşünüyorum. Sonuçta gerçekten ayakkabı eskitmekten söz edilmiyor; bir işin peşinden koşmaktan, aynı yere defalarca gidip gelmekten ve sonuç almak için uğraşmaktan bahsediliyor.

Türkçede bazı deyimler vardır ki tek bir cümleyle uzun bir hikâyeyi anlatır. “Pabuç eskitmek” de bunlardan biri. Fakat bana göre ilginç olan yalnızca deyimin anlamı değil; insanların bu deyimi hangi durumlarda kullandığı ve “bir işin peşinden koşmak” kavramına nasıl anlam yüklediğidir.

Sizce pabuç eskitmek yalnızca fiziksel olarak çok gidip gelmek midir, yoksa bürokrasiyle uğraşmak, bir hakkı aramak, bir ilişkinin peşinden gitmek veya bir hedef için sürekli çabalamak da bu deyimin kapsamına girer mi? Üstelik kadınların ve erkeklerin bu tür bir çabayı algılayış biçimleri gerçekten farklı mı, yoksa bu ayrım çoğunlukla toplumsal beklentilerden mi kaynaklanıyor?

Pabuç Eskitmek Tam Olarak Ne Demek?

“Pabuç eskitmek” ya da “pabuç paralamak”, Türkçede “bir iş için bir yere çok gidip gelmek, işi takip etmek” anlamında kullanılan bir deyimdir. TDK sözlük anlamını aktaran kaynaklarda deyim bu şekilde açıklanmaktadır. Habertürk+1

Buradaki “eskitmek” kelimesi mecaz anlam taşır. Bir kişinin bir işi halletmek için sürekli hareket hâlinde olması, farklı kapıları çalması, görüşmeler yapması ve süreci takip etmesi, sanki ayakkabısını o kadar çok kullanmış ki eskimiş gibi anlatılır.

Örneğin:

“İş başvurusu için aylarca pabuç eskitti.”

“Belediyedeki evrak işi için az pabuç eskitmedim.”

“Bu davanın peşinde yıllarca pabuç eskitti.”

Bu örneklerde ortak nokta ısrarlı takip ve çabadır. Dolayısıyla deyim yalnızca fiziksel yürümeyi anlatmaz. Bir işin sonucuna ulaşmak için harcanan zaman ve emek de deyimin anlam alanına girer.

“Çok Gezmek” ile “Pabuç Eskitmek” Aynı Şey Değil

Burada önemli bir ayrım var. Her çok gezen insan pabuç eskitmiş sayılmaz.

Örneğin hafta sonu İstanbul'u gezmek, arkadaşlarla dolaşmak veya tatilde farklı şehirleri ziyaret etmek “çok gezmek” olabilir. Ancak aynı kişinin bir evrakı tamamlamak için üç farklı kuruma gitmesi, eksik belge nedeniyle tekrar tekrar aynı yere dönmesi ve sonunda işlemi sonuçlandırması “pabuç eskitmek” olarak ifade edilebilir.

Yani deyimin merkezinde amaçlı hareket bulunuyor.

Bu açıdan bakıldığında “pabuç eskitmek” üç temel unsuru bir araya getiriyor:

- Bir amaç: Çözülmesi gereken bir iş vardır.

- Süreklilik: Tek seferlik değil, tekrar tekrar uğraşılır.

- Emek: Sonuca ulaşmak için zaman ve enerji harcanır.

Bu nedenle “pabuç eskitmek” deyiminde hafif bir yakınma da sezilebilir. Kişi yalnızca çalıştığını değil, işin gereğinden fazla uğraştırdığını da anlatıyor olabilir.

Erkeklerin Objektif ve Veri Odaklı, Kadınların Duygusal Yaklaşımı Gerçekten Doğru mu?

Burada özellikle dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler objektiftir, kadınlar duygusaldır” şeklinde kesin bir ayrım yapmak bilimsel açıdan doğru olmaz.

Psikoloji literatüründeki geniş kapsamlı çalışmalar, kadın ve erkeklerin psikolojik özelliklerinin çoğunda birbirine sanıldığından daha fazla benzediğini gösteriyor. Janet Shibley Hyde'ın “gender similarities hypothesis” yaklaşımını destekleyen 46 meta-analizi incelemesi, kadın ve erkeklerin birçok psikolojik değişkende genel olarak benzer olduğunu ortaya koyuyor. Daha sonraki 106 meta-analizi ve 386 meta-analitik etkiyi kapsayan bir çalışma da ortalama mutlak farkın küçük olduğunu, ortalama etkinin yaklaşık d = 0,21 düzeyinde kaldığını bildiriyor. PubMed+1

Bu nedenle forumda “erkek bakışı” ve “kadın bakışı” şeklinde bir karşılaştırma yapılacaksa, bunu biyolojik veya değişmez kişilik özellikleri olarak değil, toplumsal deneyimler ve farklı yaşam koşullarının oluşturabileceği eğilimler üzerinden değerlendirmek daha sağlıklı.

Örneğin bir erkek, pabuç eskitmeyi şöyle değerlendirebilir:

“Kaç kez gittim? Hangi belgeleri tamamladım? İş ne kadar sürdü? Sonuç aldım mı?”

Burada ölçülebilir unsurlar öne çıkar.

Başka bir kadın ise aynı deneyimi anlatırken:

“Her seferinde beni başka birime yönlendirdiler. Üstelik çocukla birlikte gitmek zorunda kaldım. Her gidişimde ne kadar yorulduğumu anlatamam.”

şeklinde ifade edebilir.

Fakat bunun tersi de son derece mümkündür. Bir kadın süreci tamamen belgeler, tarihler ve sonuçlar üzerinden değerlendirebilir. Bir erkek de yaşadığı bürokratik sürecin kendisinde yarattığı öfkeyi, stres veya hayal kırıklığını ayrıntılı biçimde anlatabilir.

Dolayısıyla burada cinsiyetten çok kişilik, yaşam deneyimi, eğitim, sosyal çevre, meslek ve içinde bulunulan durum belirleyici olabilir.

Veriler Bize Duygusal Farklar Konusunda Ne Söylüyor?

Araştırmaların önemli bir kısmı, kadınların ve erkeklerin duyguları ifade etme biçimleri arasında bazı ortalama farklılıklar bulsa da bunların bağlama göre değiştiğini gösteriyor.

Örneğin çocuklardan yetişkinliğe kadar uzanan duygusal ifade araştırmalarını inceleyen büyük bir meta-analizde 166 çalışma ve toplam 21.709 katılımcıdan elde edilen 555 etki büyüklüğü değerlendirilmiş. Genel farkların anlamlı olmakla birlikte çok küçük olduğu bulunmuş. Kız çocuklarında olumlu ve içe yönelimli duyguların biraz daha fazla, erkek çocuklarında ise dışa vurulan öfke gibi duyguların biraz daha fazla ifade edildiği görülmüş; ancak yaş, sosyal ortam ve görevin niteliği farkların büyüklüğünü değiştirmiş. PMC

Bu bulgu “kadınlar duygusal, erkekler mantıklı” gibi basit bir sonuca izin vermiyor.

Hatta bazı araştırmalar duygunun yaşanması ile ifade edilmesinin aynı şey olmadığını özellikle vurguluyor. Bir çalışmada erkeklerin bazı duygusal uyaranlara karşı daha yoğun fizyolojik veya öznel tepki yaşayabildiği, kadınların ise özellikle olumsuz duygularda daha yüksek dışavurum gösterebildiği bildirilmiş. PMC

Bu ayrım “pabuç eskitmek” açısından oldukça önemli.

Bir insan çok fazla stres yaşamış olabilir ama bunu hiç anlatmayabilir. Başka biri aynı stres düzeyini ayrıntılı biçimde ifade edebilir. Dışarıdan bakıldığında ikinci kişi daha “duygusal” görünebilir. Oysa ölçülmesi gereken şey yalnızca ifade biçimi değildir.

Erkek Bakışı: Sonuç, Süre ve Ölçülebilir Emek

“Pabuç eskitmek” kavramına veri odaklı yaklaşan bir kişinin dikkat edeceği noktalar oldukça somut olabilir.

Örneğin:

“Bu iş için 11 kez kuruma gittim.”

“Toplam 27 saatimi harcadım.”

“Dört farklı görevliyle görüştüm.”

“İşlem 18 gün sürdü.”

Bu yaklaşım, deyimin içindeki emek maliyetini görünür hâle getirir.

Burada cinsiyet belirleyici olmak zorunda değildir. Fakat bazı erkeklerin yetiştirilme biçimlerinde başarı, dayanıklılık ve sorunu çözme gibi kavramların öne çıkarılması, kişinin yaşadığı süreci daha ölçülebilir ifadelerle anlatmasına neden olabilir.

Ancak bunun “erkekler böyledir” şeklinde genellenmesi doğru olmaz.

Aynı şekilde bir erkek “Bu iş beni gerçekten yıprattı” diyebilir ve deneyimin duygusal boyutunu oldukça açık biçimde anlatabilir.

Kadın Bakışı: Pabuç Eskitmenin Görünmeyen Maliyeti

Kadınların deneyimleri açısından ise “pabuç eskitmek” bazen yalnızca gidilen mesafeyi değil, o mesafeyi kat ederken üstlenilen sosyal yükleri de düşündürüyor.

Örneğin çalışan ve aynı zamanda çocuğunun bakımından sorumlu olan bir kişinin bir kamu kurumuna dört kez gitmesi, yalnızca dört kez yola çıkmak anlamına gelmeyebilir. İşten izin almak, çocuk bakımını ayarlamak, ulaşım masrafını karşılamak ve her seferinde yeni bir prosedürle karşılaşmak gibi ek yükler ortaya çıkabilir.
 
Üst