Sokak kedileri hangi cins ?

Emre

New member
Sokak Kedileri Hangi Cins?

Sokakta gördüğümüz kedilere bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: “Bunların cinsi ne?” Çünkü bazıları ince uzun, bazıları tombul ve vakur, bazıları ise yüzünde öyle bir ifade taşıyor ki sanki apartman yönetim kuruluna başkanlık ediyor. Hele bir de tüyleri parlak, bakışları keskin, yürüyüşleri kendinden emin olunca, “Bu kesin özel bir cins” diye düşünmek kolaylaşıyor. Oysa işin gerçeği biraz daha farklı, biraz daha sade ve açık konuşmak gerekirse biraz daha sokak zekâsı taşıyor.

Sokak kedilerinin büyük çoğunluğu belli bir “ırk” ya da “cins” kediler değildir. Yani onları British Shorthair, Persian, Siamese ya da Maine Coon gibi resmi, belirli özelliklerle tanımlanmış kedi ırklarından biri olarak sınıflandırmak çoğu zaman doğru olmaz. Sokak kedileri genellikle melezdir; farklı kedi hatlarının, yıllar boyunca doğal şekilde birbirine karışmasıyla ortaya çıkmış evcil kedilerdir. Daha net söyleyelim: Sokak kedisi çoğunlukla “karışık cins evcil kedi”dir. Bir soy ağacı varsa da bunu genellikle mahalle bakkalındaki veresiye defteri kadar ayrıntılı kimse tutmamıştır.

“Tekir” Bir Cins mi, Yoksa Bir Desen mi?

Türkiye’de sokak kedileri denince akla ilk gelen kelime herhalde “tekir”dir. Hatta çoğu kişi sokakta gördüğü çizgili kedilere doğrudan “tekir cinsi” der. Fakat burada küçük ama önemli bir ayrımı yapmak gerekir: Tekir aslında bir cins değil, bir tüy desenidir. Yani kedinin soyunu değil, görünüşünü anlatır.

Tekir desenli bir kedinin alnında çoğu zaman belirgin bir “M” şekli olur. Vücudunda çizgiler, benekler ya da girdap gibi desenler görülebilir. Kahverengi, gri, sarımsı veya turuncuya yakın tonlarla karşımıza çıkar. Bu desen dünyanın pek çok yerinde çok yaygındır. Dolayısıyla “tekir”, “bu kedi hangi aileden geliyor?” sorusunun değil, “üzerindeki desen nasıl?” sorusunun cevabıdır. Bir bakıma nüfus cüzdanı değil, gömlek deseni gibi düşünmek gerekir.

Aynı şekilde beyaz, siyah, sarman ya da üç renkli diye tarif ettiğimiz kediler de çoğu zaman bir cins adı taşımıyor olur. Bunlar daha çok renk ve tüy kombinasyonlarını anlatır. Sarman, örneğin sarı-turuncu tonlardaki kediler için kullanılır. Üç renkli kediler ise siyah, beyaz ve turuncu tonlarını bir arada taşır. Görünüş çok karakterli olabilir, ama bu tek başına “özel ırk” anlamına gelmez. Zaten bazı kediler vardır, yüzüne bakınca soylu bir geçmişi varmış gibi durur; beş dakika sonra poşet hışırtısına doğru baş döndürücü bir kararlılıkla koşunca gerçekle tekrar tanışırsınız.

Sokak Kedileri Neden Belirli Bir Cins Sayılmaz?

Bunun temel nedeni, kedi ırklarının kontrollü çiftleştirme programlarıyla ortaya çıkmış olmasıdır. Yani belirli fiziksel ve davranışsal özellikleri korumak için insanlar tarafından seçilmiş eşleşmeler yapılır. Örneğin bir ırkın kulak yapısı, tüy uzunluğu, göz rengi, kafa biçimi ve hatta karakter eğilimleri nesiller boyunca takip edilir. Böylece belli standartlar oluşur.

Sokak kedilerinde ise durum doğaldır. Onlar, uzun yıllar boyunca çevreye uyum sağlayarak, farklı kedilerle eşleşerek ve kimi zaman oldukça sert yaşam koşullarına direnerek varlıklarını sürdürür. Bu nedenle belli bir standarda bağlı kalmazlar. Bir mahallede kısa tüylü, ince yapılı, çevik kediler yaygınken başka bir bölgede daha iri gövdeli, kalın tüylü ya da farklı yüz hatlarına sahip kediler görülebilir. Bu çeşitlilik rastlantı değildir; doğanın ve çevrenin ortak çalışmasıdır.

Yani sokak kedisi dediğimizde aslında tek bir kalıptan değil, geniş bir genetik havuzdan söz ediyoruz. Hatta bu yüzden sokak kedileri çoğu zaman oldukça dayanıklı olur. Çeşitli genetik karışımlar, bazı kalıtsal sorunların daha az görülmesine katkı sağlayabilir. Elbette bu, bütün sokak kedileri çok sağlıklıdır demek değildir. Sokakta yaşamanın getirdiği enfeksiyon, yetersiz beslenme, yaralanma ve iklim koşulları gibi ciddi riskler vardır. Ancak safkan kedilerde görülebilen bazı kalıtsal problemlere kıyasla, karışık genetik yapı kimi zaman avantaj sağlayabilir.

Peki İçlerinde Safkan Olanlar Hiç mi Yok?

Var, ama oran olarak çok yüksek değildir. Zaman zaman sokağa terk edilmiş ya da kaybolmuş safkan kedilere rastlanabilir. Uzun tüylü İran kedisi benzeri bir kedi, mavi gözlü ve ince yapılı Siyam kırması bir kedi ya da iri yapılı belirgin yüz hatlarına sahip başka bir ırkın temsilcisi sokakta görülebilir. Fakat bunlar istisnadır. Sokakta gördüğümüz kedilerin çoğu doğrudan bir safkan ırka ait değildir; en fazla o ırklarla geçmişte karışmış olabilirler.

Bazen insanlar bir kedinin kulak şekline, göz rengine ya da tüy yapısına bakarak kesin hüküm vermeye meyilli olur. “Bu kesin Van kedisi kırması”, “Bu tam Ankara kedisi”, “Bunda Persianlık var” gibi yorumlar çok duyulur. Bazen doğruya yaklaşılır, bazen de fazla heyecan yapılır. Kedinin beyaz olması onu otomatik olarak Van kedisi yapmaz. Uzun tüylü olması da her zaman Ankara kedisi olduğu anlamına gelmez. Kedi genetiği, kahvehane masasında soy araştırması yapmaya pek müsait bir alan değildir.

Türkiye’de Sokak Kedileri İçin En Doğru Tanım Nedir?

En doğru ve güvenli tanım şudur: Yerli evcil kedi ya da karışık cins evcil kedi. Uluslararası kaynaklarda bu kediler çoğu zaman “Domestic Shorthair”, “Domestic Medium Hair” veya “Domestic Longhair” olarak tanımlanır. Yani kısa tüylü evcil kedi, orta uzunlukta tüylü evcil kedi ya da uzun tüylü evcil kedi. Bu tanım, kedinin belli bir ırka ait olduğunu değil, evcil kedi popülasyonunun karışık yapısını ifade eder.

Türkiye’de sokaklarda gördüğümüz kedilerin çoğu kısa tüylüdür. Bunun nedeni de bir bakıma pratiktir. Kısa tüy, bakım açısından daha az yük getirir; dolaşma ve kir tutma açısından görece avantajlıdır. Sokak hayatında doğa çoğu zaman gereksiz süsleri eleme eğilimindedir. Romantik görünmeyebilir ama yağmur, çamur, soğuk ve yaz sıcağı, estetikten çok dayanıklılıkla ilgilenir.

Bu nedenle Türkiye sokaklarında gördüğümüz tipik kedi profili, çoğunlukla kısa tüylü, karışık genetik yapıya sahip, sık rastlanan tekir veya farklı renk desenlerine sahip evcil kedidir. Bu kediler resmi kataloglarda yer almasa da yaşadıkları çevreye dair çok kuvvetli bir adaptasyon bilgisi taşırlar. Hangi apartmanın önünde mama çıkar, hangi dükkân sahibi gönlü geniştir, hangi motorun altı kışın sıcak olur; bu veri tabanı birçok insanda yoktur.

Sokak Kedilerini Değerli Kılan Şey Cinsi mi?

Aslında bu sorunun cevabı meselenin en önemli yerinde duruyor. İnsanlar bazen hayvanlara değer biçerken “cins” meselesine gereğinden fazla takılıyor. Oysa bir kedinin safkan olması onu daha kıymetli yapmaz. Daha pahalı yapabilir, daha gösterişli gösterebilir, daha fazla ilgi çekmesine neden olabilir; ama kıymet dediğimiz şey başka bir yerde durur.

Sokak kedileri, şehir yaşamının en kendine özgü canlılarından biridir. İnsanla aralarındaki mesafe ne tamamen kapalıdır ne de tamamen açıktır. İsterlerse yaklaşırlar, istemezlerse size sanki vergi memuruymuşsunuz gibi bakıp uzaklaşırlar. Bu bağımsızlık hali bazen mesafeli bulunur, ama aslında oldukça sahici bir ilişkidir. Size muhtaçken bile tamamen teslim olmayan bir canlıdan söz ediyoruz. Bu yönleriyle sokak kedileri, şehirde yaşamayı öğrenmiş, insanı da çözmüş hayvanlardır.

Üstelik her biri tek başına bir karakter taşır. Aynı anneden doğan yavrular arasında bile davranış farkı görülür. Biri daha oyuncu, biri daha temkinli, biri daha sosyal, diğeri daha sessiz olabilir. Yani bir kediyi anlamak için yalnızca cinsine bakmak zaten yeterli değildir. Karakter, deneyim, çevre ve sağlık durumu da en az genetik kadar belirleyicidir.

Sonuç: Sokak Kedisi Bir Cins Değil, Bir Gerçekliktir

“Sokak kedileri hangi cins?” sorusunun kısa cevabı şu olur: Çoğu belirli bir cins değildir; genellikle karışık cins evcil kedilerdir. Tekir, sarman, siyah-beyaz ya da üç renkli olmaları birer cins adı değil, renk ve desen özelliğidir. İçlerinde safkan ya da safkana yakın bireyler olabilir, fakat sokaktaki genel kedi nüfusu doğal yollarla oluşmuş melez bir yapı gösterir.

Ama işin daha önemli tarafı şudur: Sokak kedilerini anlamak için onları katalog mantığıyla okumak gerekmez. Onlar biraz şehir hafızasıdır, biraz gündelik hayatın sessiz tanıklarıdır, biraz da insanın “Ben bu mahallede tek başıma yaşamıyorum” duygusunu diri tutan canlılardır. Cins meselesi elbette merak uyandırır, fakat sokak kedisini sokak kedisi yapan şey soy kütüğü değil, hayata karşı geliştirdiği o dikkatli, zeki ve dirençli tavırdır.

Kısacası, sokakta gördüğünüz kedinin “hangi cins” olduğundan emin olamıyorsanız büyük ihtimalle doğru yerdesiniz. Çünkü o kedi muhtemelen tek bir cinsin temsilcisi değil; uzun zamandır süren doğal bir karışımın, mahallenin, iklimin, tesadüflerin ve biraz da kaderin canlı sonucudur. Ve kabul etmek gerekir ki bazen en ilginç olanlar da tam olarak böyledir. Safkan bir unvan taşımadan, gayet kendinden emin şekilde kaldırımda oturup size bakarlar. Sanki soruyu tersine çevirip şunu sorarlar: “Asıl siz hangi cinstensiniz?”
 
Üst